ELİMİ TUTMADI KİMSE KELİMELERDEN BAŞKA...


klipler ŞEHİTLER DİLE GELDİ - Müzik Kanalı

3/12/2009 - İNSAN NELERE ALIŞIYOR SEVGİLİ....

Kategori: yazi

Anlatmak istiyorum. İçimdekileri seninle paylaşmak, kalbimden geçenleri tek tek açıklamak, benim ne halde olduğumu sana anlatmak istiyorum. Yoksunluğundan geriye kalanları, sen de bilmelisin

İnsan ne çabuk alışıyor değil mi? Güzel olana çok hızlı, kötü şartlara biraz daha zamanla ama yine de alışıyor. Alışkanlık! İşin püf noktası bu! Ailesi tarafından çok sevilen, el üstünde tutulan bir çocuk, büyüyüp hayata atıldığında, orada da sevileceğini zannediyor. Alışmışlık! Şansı yaver giderse, gerçekten onu kalbine alan biriyle karşılaşabiliyor. Bu sefer o düzene alışıyor.

Ben senin, beni sevme biçimine alışmıştım. Yoksunluğum burada başladı. Gittiğinde, beni kollarına alıp, başımı okşayacak; geceleri uykumda bile bana sarılarak güvende olduğumu hissettirecek bir aşkın bittiğini fark ettim, her yanı buz kesti. Ne yapacağını bilemiyor ki insan?

Neden varken kıymetini bilemeyiz zenginliğimizin? Zenginlik dediğim de elbette para değildir sadece, dostluk, aşk, aile, başını sokacak bir ev, bir meslek, bazen bir tabak yemek bile varlıktır aslında. .

Birbirimizi çok sevmiştik. Şimdi ayrı kalmış olmamız, onca güzel anıyı yok saydırmıyor bana. Ayrılık! Ne hüzünlü bir kelime değil mi sevgilim? İnsanda yarım kalmış, bitmemiş bir işin telaşı duygusunu yaratıyor. Oysa şairin dediği gibi, ayrılık da sevdaya dahil!

Bazen öyle şeyler oluyor ki, hemen seni arayıp paylaşmak istiyorum. Birlikteyken konuştuğumuz bir konu, bazen basit bir dedikodu, bir an bir olay oluyor, bunu sadece sen ve ben anlayabiliriz. Kime anlatsam enteresan gelmeyecek biliyorum. İşte o anlarda elim telefona uzanıyor, sonra hatırlıyorum, artık biz diye birileri yok ki!

Anlayacağın sevgili, alışkanlıklar zorluyor ayrılıkları, yoksa nedir ki ayrılık dediğin? Bir yoksunluk, bir yoksulluk zamanı! Canının çektiği ama yiyemediğin bir yemek, hayalini kurup gidemediğin bir tatil, kazanamadığın bir piyango bileti, işte bunun gibi bir his ayrılık. Alışmak ne kadar zor bilseydim sevgili senden bir saniye bile ayrılmayı düşünmezdim...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : eylulo6,esra

10/11/2009 - YALNIZLIK KADINDA ASİL DURUYOR...

Kategori: yazi


Yalnızlığım isyanımdır aslında, bir başkaldırıdır sevmeyi bilmeyen kalplere. Ne kadar kirletilmiş ruh ve değeri kaybettirilmiş aşk varsa, hepsine karşı onurlu bir duruştur.

Yalnızlığıma dokundurtmam çünkü o benim gücümdür. Yüreğime söz geçirip geceler boyu, saklayıp kolladığım yanımdır. Kadınlığımın erdemli savaşıdır yalnızlığım ve bazen sadece kırgın bir kalbin sessiz gösterisidir.

Aşka olan inancım hep yerinde durur. Bütün zorluğuna rağmen yaşamın, düşmeden durabiliyorsam, sebebi aşktır. Bütün hırsım, çabam aşkın varlığını anlatabilmek içindir ve aşkı kirletenlere cevabımdır yalnızlığım.

Uzun karanlık saatlerinde düşünüp dururum, aşkı, sevdayı, ilişkileri, dünyayı, işleyen düzeni ve elimde yine aşk kalır. Sevmeyi hiç öğrenmemiş, aşkı hiç tatmamış kalpleri düşünürüm, üzülürüm için için ve dua ederim onlara. İnsan mutlaka birini sevmelidir. Kimse için değil, sadece ve sadece kendi için sevmeyi öğrenmelidir. Hatta önce kendinden başlamalıdır sevmek çünkü başkasını sevmeye giden yol buradan geçer.

Yalnızlığını da sevmelidir insan, bir düş bahçesinde yaşamak gibi, yüreğinin derinliklerinde yatan ruhunu görmelidir. Sakladığı renkleri görmelidir. İyisi kötüsüyle ne kadar huyu varsa, ne kadar anı biriktirmişse ve ne kadar değerli ders taşıyorsa cebinde, hepsini tek tek incelemelidir.

Kimi ayna karşısında, kimi öğrendikleriyle, kimi duvara çarptığında yüzleşir kendiyle, en çok o zaman lazım olur insan sevmek. Ben her hayal kırıklığımın, kayboluşumun ardından gözlerime bakmayı öğrendim. Koca evrende, bir kum tanesinden daha küçük olduğumu yalnız kaldığım ama kendimle çok kalabalık olduğumda anladım. Anladım ki, bir tek sevmek kurtaracak beni, bizi, hepimizi…

Bunları bilince, sahtekar bir aşkın kolunda heba etmiyor insan gönlünü ve hiç değmeyecek birine gözyaşı dökmüyor. Aslında, o kadar değmeyen birine de sevdalanmıyor aklının yettiğince ve yalnızlığıyla mağrur bir çiçeğe dönüşüyor kadın. Aşkın o büyük ve mucizevi ışıklarını görmeden, dağınık bir yatakta uyanmıyor. Belki seven olur diye sokaklar boyu gezmiyor. Kandırılmışlığı, ihaneti, korkuyu, hüznü yaşamıyor. Yalnızlık insanı olgunlaştırıyor ve aşka giden en doğru yolu gösteriyor. Biraz tek başına kalıp düşününce insan, kalbini, ruhunu temizliyor. Arınıyor geçmişin kirinden, yeni ve bembeyaz bir sayfada hak ettiği sevdaya hazırlanıyor. Bazen yalnızlık bile kadında asil duruyor….

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

16/10/2009 - HERŞEYE RAĞMEN SENİ SEVİYORUM....

Kategori: yazi

Herşeye rağmen herkese rağmen seni seviyorum..

Sonsuzlukta olmak seninle.. ölmeyi beklemek nefesin nefesimde..

Seninle olmak bugünlerde ve yarınlarda.. senin olmadığın dünler yaşanmadı ki hiç..

Ölmeye razı olanlarız biz yasaklı ve imkansız bir aşkın gölgesinde..
Sessizliğin içinde çocuk gibi ağlarken sensizliğe yinede seni anmak ya da daha çok batmak yalnızlığın derinlerine.
İsyanlarımız gök gürültüsüyle birlikte sağanak sağanak yağıyor bu kentin üzerine.

- “Vücudunda benim bıraktığım izler olmalıydı”
- “Olmalıydı...ama yok işte olmuyor, olamıyoorr..”

isyan tadında yalnızlığın koynunda.. simsiyah gecelere dayarken başımı..

- “yasaklım en imkansızım olsan da seninle olmak senin varlığını bilmek bile yetiyor bana... seni sensiz sevmeyi öğrendim ben..”
- “Öğrenme sakın.. Beni benimle de sev. Yokluğuma alışma.”

İmkansızlığın en imkan sınırına ulaşmak seninle.. gözlerimden akan yaşlara inat.. yokluğun ölümün diğer adı..

seni seviyorum dediğim her an titresin yeryüzü , tıpkı kalbim gibi ... tıpkı kalbin gibi
artık benim olan , bendeki senin kalbin gibi...
çocuk yüreğim kabullendi seni tüm sevecenliğinle. seviyorum seni demek için burdayım kalbindeyim, ruhundayım. seni seviyorum..
Bebeğin olmayı seviyorum.
Canına can olmayı seviyorum.
seni seviyorum diyebilmek için geldim bu dünyaya... seni seviyorum

Bitmiyor ki isyanlar.. bitmiyor ki imkansızlıklar..

Hiçbir ten sen gibi kokmuyor. Hiç bir ses sen gibi huzur vermiyor.

Bu vücut gün doğumuna dek sadece seninle yanmalıydı..
bu kopası başım sadece senin göğsünde yatmalıydı..
...dı...dı...dı.. ama yok işte yookk..olmuyoorr olamıyoorr

hesabını kimden sormalıyız. Kendimizden mi.. birbirimizden mi.. hayattan mı..

kendi seçimimizdi bu, bile bile girdik bu yola. Acıya razı olduk. Yangınlara bile bile attık kendimizi.. Yanmayı seçtik.

birbirimiz için yanmak yazılmış bize gece gözlüm..
yazgımızı yaşayacağız seninle...
Başka çare yok..

Herşeye rağmen herkese rağmen seni seviyorum..


alıntı
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

7/10/2009 - KALACAK YERİN YOKSA BANA GEL

Kategori: yazi


Kimse söylemese de hissediyorum aslında, rüyalarımda görüyorum.  Gecenin bir yarısı, kalbime hançer saplanıyor. Kan sızıyor içinden, seziyorum. O anda zorda olduğunu, mutsuzluğunu anlıyorum, aramızdaki kilometreler seni duymama engel değil.
Kim bilir hangi okyanusun ortasında dalgalarla boğuşuyorsun? Kendini zorla içine düşürdüğün çukurlarda, debelendikçe daha da batıyorsun. Ne yer, ne içersin? Cebinde paran kalmamıştır belki, hayat kumarında attığın zarlar kötü gelmiştir. Sıcacık evimizde bir tas çorba pişiyor hala, ekmeğimiz de var şükür! Geçiştiriyorsundur zamanı, zaten kendine dikkat etmezsin. Çay, sigarayla bitirirsin gününü, için bayılırsa bir simit atarsın ağzına, biliyorum. Güzel bir ev yemeği çekerse canın, bana gel!
Her arkadaşına bir iki parça eşya bırakmışsındır. Düzenini kuramamışsındır mutlaka, dağılıp gitmiştir ruhun. Temiz bir gömlek ve çorap için, o akşam kaldığının dostunun eşine rica etmişsindir yüzün kızararak. Ne güzel alışmıştın oysa, sabah dolabını açınca mis kokan kıyafetler bulmaya. Hangi takımının içine ne gömlek giyeceğini düşünmezdin, zaten hazırdı. Renkleri uygun, ütülü, hazırlanmış bir giysiyi üstüne taktığında, bir de tıraş olunca, ne yakışıklı olurdun. Şimdi kirli sakalın vardır yüzünde ve mutlaka kolunda iz yapmışsındır gömleğin. İçinde gül yaprakları dolu, güzel kokulu küvetlerde yıkanıyordun. Ne kadar kirlin varsa topla, bana gel!
Akşamları işten çıkıp yorgun argın, nereye gideceğini bilmeden yollarda dolaşıyorsundur. Yük olmayı da sevmezsin bilirim. Kimsesizliğin acısı, bir düzenin olmaması boğuyordur seni. Etrafa parçaları dağılmış kırık bir çerçeve gibi hissediyorsundur. Birine, bir yere ait olmak, sahip çıkılmak istiyorsan; kalacak yerin yoksa bana gel!
Hata yaptığını anlamış ama gururundan itiraf edemiyorsan;  huzurun kaçtıysa, hayallerin yıkıldıysa, kendini boşlukta ve karanlıkta yürüyor hissediyorsan, hala içinde aşkın varsa, hasretimi duyuyorsan, bana gel!
Akşamları birlikte yemek yemeği, filmin ortasında maç için kavga etmeyi, aynı yatakta tenimin kokusunu duyarak sarılıp uyumayı, geceler boyu süren sevişmelerimizi, yatmadan önce sana kitap okumamı, balkonda içilen akşam kahvelerini, bitmek bilmeyen yaşam sohbetlerimizi, göğsüme koyup başını huzur bulmayı ve seni her şeyden çok seven bir kadını özlediysen, çık gel! Gel çünkü ben her an kapının çalınmasını bekliyorum….
alıntı

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

26/4/2009 - AVCI İLE KUŞUN HİKAYESİ

Kategori: yazi
“Avcının biri kuş avlamak için tuzak kurmuştu.. Tuzağa küçük bir kuş yakalandı. Minik kuşu eline aldı... Hayret ! Minik kuş konuşuyordu..

Minik kuş:

- Ey büyük efendi! Sen birçok koyunlar, sığırlar, develer yedin. Onların etlerinden bile doymadın ki, benim etimle mi doyacaksın?

Ben senin dişinin kovuğunu bile dolduramam. Şayet beni salıverecek olursan, sana üç öğüt vereceğim.

Bu öğütlerden ilkini senin elindeyken, ikincisini şu damın üstünde, üçüncüsünü ise ağacın üstünde söyleyeceğim.

Bu üç öğüdümü tutacak olursan, ömür boyu mutlu olursun” dedi.

Avcı bu teklifi beğendi.

Zaten eti olmayan bu küçük kuşla nasıl doyacaktı ki? Kuşun öğüdü belki işe yarardı.

Avcı:

- Peki, söyle bakalım, dedi.

Minik kuş:

- Elindeyken vereceğim öğüt şudur: (Olmayacak şeye, kim söylerse söylesin inanma)..

Kuş, bu birinci öğüdünden sonra avcının elinden karşıdaki damın üstüne kondu.

- İkinci öğüdüm, (Geçmiş gitmiş şeyler için üzülme. Bir şey senden gittikten sonra onun hasretini çekme.)

Kuş ikinci öğüdüne devam etti:

- Benim karnımda on dirhem ağırlığında çok değerli bir inci vardı.

O inci seni de, çocuklarını da zengin ederdi.

O inci senindi ama, kısmetin değilmiş.

Öyle bir inci kaçırdın ki, dünyada eşi benzeri yoktu, dedi.

Avcı, bu sözleri işitince :

- Eyvah ! Ben kendi elimde kendime yazık ettim. Elimdeki talih kuşunu kaçırdım. Ah benim akılsız kafam, diye üzülmeye, ağlamaya ve dövünmeye başladı.

Kuş, avcının bu halini görünce:

- Be aptal adam! Biraz önce ben sana ne öğüt verdim?

Şu haline bir bak. İnci elinden gittiyse ne üzülüyorsun? Ben sana geçen bir şeye üzülme demedim mi? Sözümü anlamadın mı?

Sonra sana “Olmayacak bir söze sakın inanma” diye ilk öğüdümü verdim.

On dirhemlik inciyi duyunca aklın başından gitti.

Benim üç dirhem gelmeyeceğimi bildiğin halde, nasıl içimde on dirhemlik inci bulanabilir?” dedi.

Avcı, kuşun uyarısını dinleyince aklı başına geldi.

- Hayır, güzel ve akıllı kuş! Şu üçüncü öğüdünü de söyle, öyle git, dedi.

Minik kuş, üçüncü öğüdünü vermek için damdan ağacın üstüne sıçradı ve avcıya alaylı bir tavırla:

- Allah Allah! İlk iki öğüdümü çok iyi tuttun da, üçüncüsünü mü tutacaksın?

diyerek, tamahkar avcının haline güldü ve göğün maviliklerine doğru uçtu gitti...”

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

3/4/2009 - HERHANGİ BİRİ

Kategori: yazi
Dünlere hapsolmuş umutlarıma ulaşılmaz artık
Giderken bilmediğim bir yere bıraktım mutluluğu

Gülümseyemediğin bir aşk düşün

Her sözünün can yaktığı

Her konuşmanın yeni bir gözyaşı olduğu

Ağlarken bile mutlu olmayı öğrenirsin sonra

Hiçbir şey son söz kadar canını yakmaz aslında

Söylenilen önemli değil son olması yeter sana

Gözlerini kapatırsın sonra

Hislerinin fişini çekersin

Boşlukta yürüyorsundur ama kimin umurunda

Her sabah uyanıyorsun diye yaşarsın sadece.
alıntı
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

30/3/2009 - SU VE ÇİÇEĞİN HİKAYESİ

Kategori: yazi

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.

İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder
birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.

Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan
içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su'ya aşık olmuştur.

İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar,
"Sırf senin hatırın için ey su" diye...

Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı
birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki,
çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba
"Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar.

Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek,
alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni
seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek
yine "Seni seviyorum" der.
Su, yine "Ben de" der.
Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...

Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz
etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.

Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der
ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek
artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin.
Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler
çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine...

Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla
başını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben,
gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum
karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır
nedir sorun diye...Doktor gelir ve muayene eder
çiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu
ümitsiz artık elimizden birşey gelmez."

Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık
nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir
bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum...
Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der.

Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece
"Seni seviyorum" demek yetmemektedir...

alıntı

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

25/3/2009 - HAZIRLAN YÜREĞİM YALNIZLIĞA

Kategori: yazi


Sus yüreğim sus…Sus…Sadece gidelim,sadece yürüyelim,yapayalnız,tek başımıza…Haydi yüreğim sus ve gidelim…

Onca sevgiden,onca özlemden,onca acıdan sonra gitme vakti gelmedi mi yüreğim?Haydi yüreğim gidelim bu yerlerden,bu gönülden,bu diyardan…Anlamadılar ki bizi,anlamak istemediler..Bizi yalnızlığa idam ettiler,etmek istediler;girmek,gitmek istediğimiz yerlerde…Sus yüreğim sus…Sus…Sadece gözlerin konuşsun gidiyoruz,elveda desin…Ağlama yüreğim ağlama..Vakit doldu,gitme vakti değil mi yüreğim…

Hazırlan yüreğim;yalnızlığa,çıkmazlara gidiyoruz.Hazırlan ey deli gönlüm çıkmazlara itiliyoruz…Nereye gitmek,girmek istedimse “hayır”,”olmaz” diyorlardı…Artık yüreğim,bedenim kaldıramıyordu reddedilmeyi…Çekip gitmeye hazırlanıyordu,çaresiz..Birileri “kal” dese belki tekrar yaşamaya devam edecek,yeniden hayat bulacaktı “kal” diyende…Belki…

Gitme vakti gelmedi mi gönlüm?

Her şeyi unutarak,maziye gömerek,ufuklara yepyeni gemi,yelkenler açarak…Gitme vakti gelmedi mi ey deli gönlüm?Daha kaç kere yıkılacaksın,vurulacaksın,reddedileceksin…Kaç kere şarkılar,şiirler,kitaplar oku¤¤¤¤¤ yalnızlığını,ağlamalarını dindireceksin,kaç kere?Gitme vakti gelmedi mi yüreğim?Sus..Sus ve dinle rüzgarın ne demek istediğini,kapa gözlerini..Kendini,yüreğini tanıt insanlara,söyle gitmek istediğini…Uzaklara çaresizce.Yalnızlığa idam edilen yüreğini göster insanlara utanmadan,sıkılmadan.Söyle…Söyle gönlüm gitme vakti gelmedi mi?

Hiç bir şeyi düşünmeden,kafaya takmadan gidelim yüreğim…Haydi,haydi gönlüm gidelim bu yerden,bu insanlardan…Gitme vakti gelmedi mi?

Artık gündüzler de karanlık oluyor..Isıtamıyor güneş bedenimi,gönlümü,benliğimi…Haydi gönlüm gitme vakti!Güneş bile bizi karanlığa,yalnızlığa itiyor,haydi gönlüm gidelim bu hayattan…Haydi gönlüm gitme vakti!

Durma gönlüm,durma buralarda…Yıkılma,yıkma yüreğini çaresizim diye…Haydi gönlüm gidelim.Yollara,yıllara vuralım kendimizi.Gölgemiz bile bulamasın bizi,kaybolalım.Ne güzel bir sabaha “merhaba” diyelim, ne de “git,istemiyorum” lafını duyalım…Duymadan,söylenmeden gidelim yüreğim…Sus gönlüm sus…Sus ve dinle bu hayatı,insanları,rüzgarı!

Artık durduramıyorum bu gönlü gitmek,gitmek,gitmek istiyor.Sormadan,bıkmadan,düşünmeden…Doğacak günü,yeniden açan çiçekleri,yazı beklemeden gitmek istiyor..Gitme vakti geldi mi yüreğim?Gidiyor muyuz bu yerden,bu insanlardan,hayattan!Söyle deli gönlüm söyle gidiyor muyuz?Biz de mi kendimizi yalnızlığa idam ettik,yalnızlar cezaevine sevk edeceğiz.Söyle gönlüm söyle gidiyor muyuz?

Yüreğim gitme vakti gelmedi mi bu yerden?

Zor değil mi böyle çekip gitmek? Yalnızlığı kabullenmeden gitmek,ağır gelmeyecek mi sana?Biraz daha ağlamayacak mısın,vurmayacak mısın kendini yollara..Anlaşılan gitme vakti geldi yüreğim..




alıntı

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

25/3/2009 - ERKEK DEDİĞİN

Kategori: yazi
Buğra Yılmaz'dan alıntıdır..http://byask.blogcu.com..
Erkek dediğin anlamalı...Anlamalı konuşmaları, boş dinlememeli...Anlamalı...Öyle, “oldu” deyip, dönüp ardını gitmemeli..İyi dinlemeli, anlamalı ki değer vermeli...Tutmalı aklında, tıpkı bir çivi yazısı gibi..Anlamalı ki kazınsın yüreğine...

   Erkek dediğin görmeli..Kendine ihtiyaç olduğunu hissetmeli..Hissetmeli ki öyle “bir ben varım” havalarına girmemeli..Büyük görmemeli kendini kimseden ki yüreği hep bu dünyadan büyük kalsın..Görmeli erkek dediğin, yaraladıysa birini gurur yapıp gitmemeli..Vicdanına sormalı, görmeli yaptığını..Görmeli ki kazınsın yüreğine..

   Erkek dediğin bilmeli...Nerede ne yapacağını, kime ne diyeceğini..Haksız olduğunda özür dilemesi gerektiğini..Bilmeli..Özrün asaletten geldiğini, özrün diz çökmek olmadığını, özrün teslimiyete yabancı olduğunu..Bilmeli erkek dediğin, kırdığını günlerce düşünebilmeyi, bağırıp çağırmaya, yıkıp dökmeye başlamadan evvel içinden on’a kadar saymayı bilmeli...Bilmeli ki kazınsın yüreğine...

   Erkek dediğin öğrenmeli...Nerede ne yapacağını, kime ne diyeceğini...Özrün asaletten geldiğini...Bilmiyorsa öğrenmeli...Ne yapmak, nasıl davranmak için varolduğunu...En iyinin olduğu gibi kötünün de neler yapabileceğini öğrenmeli...Bilmiyorsa sevdiğini nasıl mutlu edeceğini, öğrenmeli erkek dediğin...Gönül almayı da öğrenmeli, öğrenmeli ki onarmanın huzuruna varmalı...Öğrenmeli ki kazınsın yüreğine....

   Erkek dediğin sevmeli...Dostu, arkadaşı, anayı, babayı, sevgiliyi..Öyle seviyorum deyip de geçiştirmemeli erkek dediğin, inandırmalı..Sevdiğini göğsüne bastırırken kırmamalı erkek dediğin, ne kadar coşkulu da sevse incitmemeli severken...Ve..Güzeli güzel yapanı, iyiye anlam kazandıranı..Sevmeli erkek dediğin..Sevmeli ki, iyiye anlam kazandıran zincire bir halka da kendisi olmalı..Hem de öyle zinciri çürütmek için değil, ayrılmak isteyen halkaları da bir arada tutarak...Sevmeli erkek dediğin..Sevmeli ki kazınsın yüreğine..

   Erkek dediğin hatırlamalı..Unutmamalı erkek dediğin..Yapılan iyiliği gibi kötülükleri de hatırlamalı..Hatırlamalı ki zamanı geldiğinde kötüyü iyi yapabilsin..Kötüyü unutmamalı ki iyiyi de hep hatırlayabilsin..Unutmamalı erkek dediğin, verdiği sözü, geldiği yeri, kurduğu hayali...Unutmamalı ki yüreği yosun tutmasın...Kurduğu düşü, gördüğü rüyayı..Unutmamalı..Hatırlamalı ki kazınsın yüreğine..

   Erkek dediğin vermeli...Karşılık beklemeden vermeli..Yüreğini sevdiğine, aklını hayata, asaleti dostuna, yumruğun hasını düşmanına vermeli..Erkek dediğin, erkek gibi karar vermeli..Erkek dediğin gereğinden fazla değil, vereceğini kararında vermeli...Bilmeli ki fazlası kendine gün döner geri gelir..Ve unutmamalı ki ;

   Fazla veren eksik de verir...
Buğra Yılmaz'dan alıntıdır..http://byask.blogcu.com..

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

23/3/2009 - GÖZYAŞLARINI TUTABİLİR MİSİN ?

Kategori: yazi
Gel desem sana ....
Hiçbir şey sorma,hiçbir şey konuşma,sadece gel...

Gelir misin??

Hadi desem yada..??

Hiçbir şey sormadan yine benimle yürür müsün sonu belirsiz...??
Bakmasan,görmesen,duymasan beni günlerce...Aylarca belki....

Yine beni sever misin?

Gözden ırak olan gönülden uzak olurmuş derler ya..

Yanımda olup uzak olanlardansa,uzakta olup içimde olmayı becerebilir misin??

Aylar sonra,yıllar belki..
´´Seni sevdim..Senden gelen iyi-kötü her şeyi sevdim.Ve hep seveceğim..´´

Diyebilir misin..??

Yanında otururken bile zaman zaman beni deli gibi özleyebilir misin??
Her ayrılışımızda sabaha,bir daha görememek korkusuyla delirir misin?

Her gelen telefonda ´ben´ diye irkilir misin sebepsiz..?
Beni her dakikana taşıyıp yaşamayı becerebilir misin??

Beni ,ben gibi sevebilir misin??
Delirsem bir gün..´´Aşşkımmm...´´ diye yine sarılabilir misin?
Kapris yapmak istesem...Yapsam hatta şımarıp,kalabalıklarda elimi tutabilir misin?

Hayat bir gün bana oynarsa,maskeleri yırtıp her yerimden,çook çirkin olsam,yine beni görebilir misin??
Ne şart ve konum olursa olsun,göz bebeklerimin hep aynı bakacağını bilebilir misin??

Ya da ben hayatla oynamaya kalkarsam bir gün nefesimden sıkılıp..
Ölsem bir gün,yaşadığın her gün için benimle, ´bir saniyesi için bile pişman değilim´ diyebilir misin?

sen hiç gözyaşlarını tutmaya çalıştın mı??
senin her gün akan her gözyaşınla,çektiğin acılarla gurur duydun mu hiç?
Acı çekmek senin hiç hoşuna gittimi??
Ben acı çekmek hoşuma gidermişçesine açardım şarkımızı dinlerdimm
seni göremediğim her güne,her saate,her dk lanet ediyorum ve en önemlisi seni grçkten seviorum!!
ßoynumun büküklüğü sensiz gerçdiim her an içindir!
Gözlerimin Altındaki Morluklar ise;uykusuz gecelerimin marifetidir
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bir ateşim yanarım külüm yok dumanım yok Sen yoksan mekanım belli değil zamanım yok Fırtınalar içinde beni yalnız bırakma Benim senden başka sığınacak limanım yok

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss
*ESRA FM*

Kategoriler

Etiket Bulutu

eylul06 esra EYLUL06 ESRA eylulo6

Arkadaşlarım

~ ÇoCuK ~
gozlerindesakla
Blogcu Yardım
selcuk ankara
hakkı rıza fidan
qarip
nerimandaninciler
sihirlimakas
canbengisu
birgonulbal
1demethuzun
kkucukkelebek
kianagraphicdesign
hazanyagmuru4